Haber Ara Arşiv  
Başkanımız Ecz.Sefa Karaarslan'ın Teşekkür Mesajı... ...
Başkanın tüm yazıları
 
 

Açık Eczane


Kapalı Eczane


Nöbetçi Eczane

SIHHAT
MERKEZ / AYDIN


BASAK
MERKEZ / AYDIN


ESİN
MERKEZ / AYDIN


COŞKUN
MERKEZ / AYDIN


TURKMEN
KUŞADASI / AYDIN


UMUT
NAZİLLİ / AYDIN


OGUNCLU
NAZİLLİ / AYDIN


CETIN
SÖKE / AYDIN


YÜKSELEN
DİDİM / AYDIN


ADA
ACARLAR / AYDIN


AKBUK
AKBÜK / AYDIN


SERTTAS
AKÇAOVA/ÇİNE / AYDIN


ATCA
ATÇA / AYDIN


CAGLAYAN
BAĞARASI / AYDIN


OGUZ
BOZDOĞAN / AYDIN


AKSIT
BUHARKENT / AYDIN


PELİN
ÇİNE / AYDIN


AYSUN
DAVUTLAR / AYDIN


SIFA
GERMENCİK / AYDIN


ZEREN
GÜZELÇAMLI / AYDIN


NESRİN
İNCİRLİOVA / AYDIN


YAĞCI
KARACASU / AYDIN


PAMUK
KOÇARLI / AYDIN


ALINDA
KARPUZLU / AYDIN


KOSK
KÖŞK / AYDIN


TAVUS
KUYUCAK / AYDIN


UNVEREN
ORTAKLAR / AYDIN


PAMUKOREN
PAMUKÖREN/KUYUCAK / AYDIN


KIRTOSUN
SULTANHİSAR / AYDIN


GÜZİN
UMURLU / AYDIN


OZGUN
YENİPAZAR / AYDIN


DENIZ
ALTINKUM / AYDIN


 
 
 
Eczacı Dergisi
 
Facebook Sayfamız
 
 
 
 
 
 
  Kullanıcı Adı    
  Şifre
   
  Güvenlik Kodu    
  CAPTCHA image  
 
 
 
 
 
 
 
ETKİN YÖNETİM VE GÜÇLÜ TEMSİL BEKLİYORUZ  (2017-07-10)

       ETKİN YÖNETİM VE GÜÇLÜ TEMSİL BEKLİYORUZ    

       Sayın Türk Eczacıları Birliği Başkan'ı, Merkez Heyeti'nin, Denetleme Kurulu'nun ve Yüksek Haysiyet Divanı'nın değerli üyeleri, çok değerli meslektaşlarım; hepinizi şahsım ve Aydın Eczacı Odası adına saygıyla selamlıyor, bu güzel şehirde bizi en iyi şekilde ağırlayan Mardin Eczacı Odası'na Uğur Başka'nın nezdinde teşekkürlerimi sunuyorum. 

          Hemen yanıbaşımızda Suriye iç savaşı, biraz ötede kardeş Irak halkının devam eden çilesi ve güzel ülkemin yaşadığı terör belası geleceğimiz adına bizi kaygılandırsa da umudumuzu diri tutuyor ve ülkemize ve bölgemize en kısa sürede huzur ve güven ortamının hakim olmasını diliyorum. 

          Haftaya 15 Temmuz hain darbe girişiminin yıl dönümü. Ülkemiz bir yıl önce cesur yürekli insanların canı pahasına darbeci hainlere karşı çıkması ile büyük bir felaketten kurtuldu. Başta 15 Temmuz Şehitleri olmak üzere ülkemiz için canını feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize de şükranlarımı sunuyorum. 

           Değerli Meslektaşlarım;

          Türk Eczacıları Birliği'nin çalışmalarının değerlendirildiği, çözüm önerilerinin paylaşıldığı ve yapıcı eleştirilerin yapıldığı Bölgelerarası Toplantımızda ben de görüşlerimi sizlerle paylaşacağım.

         Verilen büyük bir emek olduğunun farkındayım. Kırkıncı dönemde çalışan Merkez Heyeti, Denetleme Kurulu ve Yüksek Haysiyet Divanı'na ve Türk Eczacıları Birliği çalışanlarına özverili çalışmaları için teşekkür ediyorum. 

           Öncelikle iki konuda fikirlerimi sizlerle paylaştıktan sonra Merkez Heyeti'nin çalışmaları  konusundaki görüşlerimi ve beklentilerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. 

           Reçetesiz ilaçlar konusunda merkez heyetimiz iki çalıştay yaptı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ile uyumlu olmasını umduğum bir çalışma yürütülüyor. Ancak bu konuda kendi içimizde fikir birlikteliği ve ahengin olmadığını da görüyorum. Reçetesiz ilaçlar konusunda geldiğimiz nokta geri dönülmesi zor bir sürecin başladığını işaret ediyor. Bu konuda birliğimizin aldığı proaktif tutumu destekliyorum. Ancak üzerinde daha yoğun emek harcayıp talep ve beklentilerimizi ortaklaştırmaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. 

             Benim önerim, ilaç ve ilaç formunda olan bütün sağlık ürünlerinin eczaneden satıldığı, reklamının yapılmadığı üçlü bir modelin ülkemizde hayata geçirilmesidir. 

1.     Reçeteli ilaçlar, renkli ya da beyaz. 

2.     Reçetesiz ilaçlar. 

3.     Eczacı danışmanlığında sunulan ilaçlar.

            Halen İngiltere'de uygulanan modele yakın olmakla birlikte ilaçların sadece eczanede satılabilmesi yönüyle oradan ayrışmaktadır.  

           Değerli Meslektaşlarım;

           Mesleğimizin geleceğine yönelik gördüğümüz en büyük tehditlerden birisi zincir eczane modelinin ülkemize gelmesi ve bu konuda hedefleri olan farklı sermaye gruplarının olduğu sır değil. Ancak yasal zemini olmadığı halde zaten asıl işi zincir eczane olan grupların ülkemizde bir esnek zincir modeli oluşturmaya çalıştığını ve bütün tepkilere rağmen bu hedefinde kararlı bir şekilde yol aldığını görüyoruz. Biz bu konudaki tepkimizi en başından beri gerek üyelerimizle, gerekse ilgili şirket yöneticileri ile paylaşıyoruz ve paylaşmaya devam edeceğiz. 

           Bu ve benzeri girişimlere karşı en etkili tepkinin aslında ne olduğu belli, kendi öz varlıklarımız olan Kooperatiflerimizi desteklemek. Tüm meslektaşlarımı bir kez daha kendi öz varlıklarımız olan kooperatifleri desteklemeye çağırıyorum.

            Ayrıca, yıllardır üretimde niye yokuz derken, Manisa'da kurulan Üretici Eczacılar Kooperatif'i FARMAKOOP'un da hepimizin desteği ile daha iyi yerlere geleceğine olan inancımı ifade ediyor ve özveriyle çalışan ve üreten bu meslektaşlarıma teşekkürlerimi sunuyor, desteklerinizi rica ediyorum. 

            Değerli Meslektaşlarım; 

            Merkez Heyetimizin çalışmaları konusundaki görüşlerime gelirsek;

            Uzun süredir eczacı kamu oyunun beklentisi olan stok düzeltme hakkının elde edilmesi önemli bir başarıdır. Bu konuda emeği olan herkese ayrıca teşekkür ediyorum. 

            Ancak Merkez Heyetimizden beklentilerimiz elbette daha fazlası.  

            Neler mi bekliyoruz. 

            ETKİN YÖNETİM VE GÜÇLÜ TEMSİL bekliyoruz 

            Kurumlar nezdinde etkin çözüm üretmede hızlı olabilmek için buna ihtiyacımız var. 

            DAHA ÇOK ÜRETKENLİK ve VERİMLİLİK bekliyoruz. 

           Üretilen değerlere göz attığımızda verimlilik konusunda yetersizlik olduğu net olarak  ortaya çıkıyor.  Birkaç örnek vermek gerekirse;

           2013 Sgk protokolü için çok güzel bir çalıştay yapıldı, 970 milyon liralık taleple yola çıkıldı ancak yaklaşık 200 milyona razı olmak durumunda kaldık. 

            Protokol'de bir yıl sonunda ekonomik konularda enflasyon oranında iyileştirmeler yapılacağı yazılı olmasına rağmen ekonomik iyileştirmeler bile tam yapılamadı, Eczacıların SGK'ya yaptığı iskontoya esas cirolar enflasyon oranında güncellenmedi ve bu husus Merkez Heyetimiz tarafından sineye çekildi. Bu nedenle çok sayıda meslektaşımızın iskonto oranları arttı ve önümüzdeki yıllarda bu sayı daha da artacak.

           Medikal protokolüne gelirsek; 

           1 yıl önce yapılan SGK  protokolüne medikal malzemelerin eklenmesi kararlaştırıldığı halde geçen sürede bu sağlanamamış, dahası medikalciler aylar öncesinden medulaya giriş hakkı elde ederek zaman ve zemin kazanmıştır. Buna gerekçe olarak da kötü bir sözleşme yapmak istenmediği mazereti ileri sürülmüştür. Oysa bizim Sosyal Güvenlik Kurumu ile zaten bir sözleşmemiz ve o sözleşme ekinde tanımlı malzeme listemiz varken yeni bir sözleşmeye ne gerek vardı. Yapılacak olan bir SUT düzenlemesi ya da ek protokol ile bu malzeme listesinin güncellenmesi  yeterliydi. Şeker ölçüm çabuklarını verirken ayrı bir sözleşme mi yapmıştık? Ancak biraz önce bahsettiğim güçlü temsil konusunda zaaf olunca bu kadar basit bir konuyu bile çözmek mümkün olmuyor. 

           Medikal sözleşmesi imzalandı,  sözleşme basılıp elimize ulaştı ancak bir sürpriz daha vardı, 186 kalem olan liste bir anda 116 kaleme düştü. Neden? Çünkü medikal lobisi çok güçlü. Geçen yıl 60. kuruluş yıldönümünü kutladığımız anayasal bir kurum olan birliğimiz, daha bir yasal statüleri bile olmayan medikal lobisine yenildi. 

           Güçlü temsil istiyoruz derken ne demek istediğim sanırım şimdi daha iyi anlaşılmıştır.

           Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile gıda işletme belgesi konusu hala çözülemedi.

           Veteriner hekimlerin hem reçete yazan , hem yazdığı reçetedeki ilacı satan olduğu yanlış durum ortadan kaldırılmalı.

            Reçetesiz ilaçlar konusu hala çözülemedi

            Isı nem konusu ötelenerek çözülmüş olmuyor. 

            Meslek Hakkı konusunda alınan mesafe yeterli değil.

            Komisyonlar yeterince etkin çalıştırılmıyor.

            Aleyhimize yapılan haberlere etkili ve dengeli tepki verilmiyor,

            örneğin ilaç yokluğunda hiç bir suçumuz olmadığı halde suçlu ilan edildik ve bu algıyı dengeleyecek tepkiler veremedik.

            Liste uzayıp gidiyor... 

            Ve bunların hepsi dönüp dolaşıp etkin yönetim ve güçlü temsil ihtiyacını işaret ediyor.

            Değerli Meslektaşlarım;

            ŞEFFAFLIK bekliyoruz.

           Önceki dönemlerde  muhalif pozisyonda olup şimdi yönetime bir şekilde ortak olan değerli oda başkanlarımızın en büyük eleştirilerinden biri yönetimin şeffaf olmadığı, kendileriyle yeterince bilgi paylaşımı yapmadığı yönünde oluyordu. 

           Yönetim hala yeterince bilgi paylaşımı yapmıyor ancak artık bu eleştirileri yok, hatta artık yönetimin şeffaf bir hal aldığını da ifade ediyorlar. Demekki onların derdi yönetimin şeffaf olması değil, kendileriyle bilgi paylaşımı yapmasıymış. Onlara şeffaf ama herkese değil.

           Ne demek istediğimi bir örnekle anlatayım. 13 Nisan 2017 tarihinde yani SGK Protokolü öncesi yapılan Başkanlar Danışma Kurulu toplantısında, Sayın Genel Sekreterimiz yaptığı sunumda SGK ekibi ile yapılan bir toplantıdan bahsetti. Bir gün önce yapılan o toplantıda kendilerine 13 maddelik bir talep listesinin iletildiğini ifade etti, ancak bu 13 maddenin ne olduğunu sorduğumda Sayın Genel Sekreterimiz maalesef cevap vermedi. İşin daha vahimi toplantıda yakınımda oturan bir değerli Oda Başkanımız durumun garabetini farketmiş olacak ki, bu 13 maddeyi  bana söyleyebileceğini ifade etti. Düşünebiliyor musunuz; SGK Protokolü konusunda Oda Başkanlarının görüşünü alıp yol haritası belirlenecek Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısında şeffaflık yok, ötesini siz düşünün. 

            HERKESE EŞİT MESAFEDE OLMASINI bekliyoruz. 

            Türk Eczacıları Birliği 54 Eczacı Odası ve yaklaşık 30 bin eczacının birliği olup, herkese eşit mesafede olmalıdır. Özellikle yönetimde herkese eşit mesafede olmalı ve herkesi hizmete ortak etmeli. Ancak malesef orda da idealin çok uzağındayız. 

            Merkez Heyeti seçildikten hemen sonra SGK Protokolü için komisyon kurdu, ancak kendisine muhalif olduğunu düşündüğü hiç bir oda yöneticisi bu komisyona alınmadı, kaldı ki daha önceki dönem bu komisyonda çalışmış ve belli donanıma sahip yöneticiler de alınmadı. 

             PROFESYONEL BİR YÖNETİM MODELİ bekliyoruz. 

            Türk Eczacıları Birliği 1956'da kurulduğunda bugüne kıyasla çok az sayıda eczacıya ve daha küçük sorunlarla mücadele etmek durumundaydı ve mevcut yönetim modeli yeterliydi. Ancak sayımızın otuz binleri bulduğu, sorunlarımızın hem çeşitlenip, hem arttığı bu dönemde Türk Eczacıları Birliği yönetimi, farklı alanlarda uzman profesyonel kadrolarla iş üreten bir yönetim tarzına dönüşmeli. Tam zamanlı çalışan bir ekip bu büyük ailenin yükünü taşıyabilir. 

            GÜVEN VERMESİNİ bekliyoruz.

           TEB üyelerine güven vermeli, sorunların çözümünde gerekirse bu güveni eyleme dönüştürebilmeli. 

           Ancak eczacı kamuoyu TEB'in haricindeki yapılardan medet umar hale geldiyse güven konusunda sorun var demektir.  

            Değerli Meslektaşlarım;

           Sorunlarımız çok, ama çözüm yolu her zaman var olacak, yeter ki o çözüm yollarını hep birlikte aramayı ve bulmayı, meslek örgütümüzün adında olduğu gibi birlik olmayı becerebilelim.

            Hepinizi saygıyla selamlıyorum. 

Haber okuma sayısı: 16380
Bookmark and Share