TEB. 21 Bölge Aydın Eczacı Odası

 


BAŞKANIMIZ ECZ.SEFA KARAARSLAN'IN TEB 43. OLAĞAN BÜYÜK KONGRE TOPLANTISI KONUŞMASI

BAŞKANIMIZ ECZ.SEFA KARAARSLAN'IN TEB 43. OLAĞAN BÜYÜK KONGRE TOPLANTISI KONUŞMASI

 

        Sayın Divan, Değerli Oda Başkan ve Yöneticileri, çok kıymetli misafirler; hepinizi şahsım ve Aydın Eczacı Odası adına saygıyla selamlıyor, Kongre’mizin mesleğimiz adına hayırlı olmasını diliyorum. 

        Önelikle Covid -19 pandemisi nedeniyle kaybettiğimiz meslektaşlarımızı ve tüm vatandaşlarımızı rahmetle anarak sözlerime başlamak istiyorum. Zor bir dönemi geride bıraktık. Pandeminin ağır koşullarına rağmen, mesleğimizin sorunlarına çözüm üretmek için özveriyle çalışan tüm Merkez Heyeti, Denetleme Kurulu ve Yüksek Haysiyet Divanı üyeleri e ve Birliğimiz çalışanlarına özverili çalışmaları için teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum. 

          Değerli Meslektaşlarım, 

        Mesleğimizin sorunları ve buna yönelik çözüm önerileri genel olarak hepimizin malumu. Sosyal Güvenlik Kurumu ile yapılan Protokol, her dönemde ve doğrudan hepimizi ilgilendiren, öncelikli konulardan birisi olageldi. Belki de o yüzden Türk Eczacıları Birliği’nin en iyi yönettiği süreçlerden birisi SGK Protokol süreci olmuştur. Önce odalardan görüş alınıp, sonrasında tüm odalardan temsilcilerin katılımıyla bir çalıştay düzenlenir, sonrasında TEB bünyesindeki SGK Protokol Komisyonu odalardan gelen tüm önerileri göz önüne alarak SGK tarafı ile yapılacak görüşmelere esas bir taslak hazırlar ve görüşmeler bu esaslar üzerinden yürütülür. Hep daha iyisini almak için müzakere edersiniz ve bir sonuç alırsınız. Haklı olarak beklentiler her zaman yüksektir. Başarının ölçüsü de bu yüzden göreceli olmaktadır. Geçtiğimiz dönem ilk defa SGK Protokol Komisyonu üyesi olarak görev yaptım. Sadece şunu söyleyebilirim, bürokrasi ile yürütülen müzakere süreçleri zor, büyük bir emek ve sabır gerektiriyor. Bilgi ve donanım yanında müzakere becerisi gerekiyor. Tüm bunların süreci yöneten ekipte olduğunu rahtlıkla ifade edebilirim. Diğer sorunlarımıza da aynı hassasiyetle eğilip çözmek durumundayız. 

        Bundan önceki en az üç seçimde olduğu gibi,  
      İlaç fiyat kararnamesi değişikliği öncelikli çözüm bekleyen konulardan birisi. En basit hesapla, bir işletmenin ekonomik sürdürülebilirliği için en azından enflasyon oranında cirosunu artırması gerekir. Ancak öyle bir açmaza düştük ki artık ilaç fiyatları arttıkça zarar eder hale geldik. Her zamda bir üst kademeye geçen ilaçlar nedeniyle ekonomik darboğaza doğru sürükleniyoruz. On yıldan fazla bir süredir güncellenmeyen kademelerin güncellenmesi, kademelere bağlı kâr oranlarının yükseltilmesi önümüzdeki dönemin en öncelikli konusu olmalı. Mevcut duruma eczane ekonomilerinin dayanması artık mümkün değil. Merkez Heyeti oluşumunun ertesi günü bu konuya ağırlık verilmesini ve kalıcı bir çözüm üretilmesini istiyor ve bekliyoruz.
İlaç fiyat kararnamesinde yapılacak değişikliğin yanında mesleğimizin ve emeğimizin karşılığı olarak, mevcut sağlık hizmeti sunumu yanında eczanelerde yapılacak nitelikli sağlık hizmeti sunumu karşılığı alınacak meslek hakkı kazanımı da önümüzdeki dönemin önceliklerinden biri olmalı. Birliğimizin değerli projelerinden birisi olan Rehber Eczanem Projesi, savunuculuk çalışmalarında bizim en güçlü dayanaklarımızdan birisi olarak öne çıkıyor. Gelecek dönem bu alandaki çalışmalara hız verilmesini ve somut sonuçlar alınmasını umuyor ve bekliyorum. 

         Değerli Meslektaşlarım, 

        Bir diğer üzerine eğilmeyi bekleyen konu, ilaç dışı sağlık ürünlerinin ticari bir meta olarak görüldüğü, kamu otoritesi tarafından sanki başıboş bırakıldığı, kontrolsüz ve denetimsiz bir şekilde pazara giren ürünlerin yanında, sağlık destek ürünlerinin internetten halk sağlığını tehdit eder boyutta pazarlandığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu sürece dair yeni şeyler söylemeye ihtiyacımız var. 

     Teknolojinin baş döndürücü hızla gelişmesi sonucu yapay zekanın ve makine öğrenmesinin birçok mesleğe ve iş koluna olduğu gibi eczacılık alanını da etkileri kaçınılmaz. Önümüzdeki yirmi otuz yıl içinde mevcut mesleklerin üçte ikisinin olmayacağı öngörülerinin yapıldığı bir ortamda mesleğimizi geleceğe güvenle taşıyacak bir vizyona ihtiyacımız var. 
     Dijital dünyada eczacılık nasıl olacak? Öncelikle bu soruya cevap vermemiz gerekiyor. E-ticaretteki büyüme pandeminin etkisiyle hızla artıyor ve artmaya devam edecek. Peki e-ticaretin eczacılık alanına olumsuz yansımalarını nasıl yöneteceğiz. Sağlık alanında eczacı danışmanlığı olmaksızın sadece basit bir market alışverişi gibi internetten sipariş edilecek ürünlerin halk sağlığı üzerinde oluşturacağı risklerin kamu otoritesine ve halkımıza anlatılması öncelikli sorumluluğumuz olarak görünüyor. Dahası internetten alınan sağlık destek ürünleri ne kadar güvenilir, saklama ve dağıtım koşulları ne kadar uygun bunların da sorulması ve olumsuz yüzlerce örneğin hatırlatılması gerekiyor. Daha birkaç gün önce Ankara'da çok miktarda sahte sağlık destek ürünü ele geçirildi; maalesef bu ne ilk, ne de son olacak. Ancak gelişmiş ülkelerdeki uygulamalara baktığımızda sadece karşı çıkarak sağlıklı sonuçlar üretmemiz de mümkün gözükmüyor. Dijital topluma doğru giden süreçte proaktif bir tutum alarak birliğimiz adına yeni bir vizyon belirlememiz ve ona uygun öneriler sunmamız ve tutum almamız önümüzdeki dönemin önceliklerinden biri olmalı. Yöntem olarak da SGK Protokol sürecini yönetiş biçimimiz bizlere yol gösterici olacaktır. 

        Değerli Meslektaşlarım, 

        Yeni açılan ve açılmaya devam eden  eczacılık fakülteleri, 
        Yardımcı eczacılıkla ilgili sorunlar, 
        Kamu Kurum iskontosu vermeyen ya da eksik veren ilaçlar, 
        OTC yasası, 
        Veteriner ilaçlar konusundaki sıkıntılar, 
        İstihdam ile ilgili beklentilerimiz, 
        Kamu eczacılarımızın sorunları...
       Alt alta yazdığımızda onlarca çözüm bekleyen  sorunumuzun olduğu görülecektir. Çözümün adresi bellidir ve orası da Türk Eczacıları Birliği'dir. Ancak birliğimizin daha etkin ve verimli çalışabilmesinin önündeki engellerin kaldırılması gerekiyor. 1956 yılında kurulan birliğimiz, artan üye sayısı, iletişimde olunan kurumların ve çözüm bekleyen sorunların artması ve çeşitlenmesi gibi nedenlerle mevcut yönetim modeliyle etkin ve hızlı çözümler üretmekte zaman zaman zorluklar yaşamaktadır. Günümüz şartlarına uygun bir yapılanma ve yönetim şemasının oluşturulması elzemdir. Bununla birlikte, Türk Eczacıları Birliği ve Eczacı Odalarımızda seçimler yasamız gereği iki yılda bir yapılmaktadır. İki yıllık çalışma döneminin verimli olmadığı hepimizin malumudur. 6643 sayılı yasamızda değişiklik yapılması sık sık gündeme gelmiş, bununla ilgili TEB bünyesinde benim de iki dönem üyesi olarak çalışmalarına katıldığım komisyonlar oluşturulmuş ancak henüz olumlu bir sonuç alınamamıştır. Komisyonların etkin ve verimli çalışmadığı hususu eleştiri konusu yapılan bir durum olagelmiştir. Elbette oralarda üretilen çalışmalar rapor haline getirilmekte ve Merkez Heyeti'ne sunulmaktadır. Bu raporlar hem o dönem hem de daha sonrasında yapılacak çalışmalara ışık tutmaktadır, ancak iki yıllık süre komisyon çalışmaları için bile yeterli olamamaktadır. Yeni dönemde öncelikle seçim süresi olmak üzere 6643 sayılı yasada yapılacak değişikliklerin sağlanması meslek örgütümüzü daha etkin kılacaktır. 
Meslek örgütümüzle ilgili üzerine eğilinmesi gereken öncelikli konulardan biri de üyeleri ile arasında oluşan güven ve iletişim probleminin giderilmesi gelmektedir. Hep dile getiriliyor, örgüt tabandan kopuk diye. Bunun nedenlerini iyi irdelemeye ve çözüm üretmeye ihtiyacımız var. Öncelikle eczacı kamuoyuna kendimizi yeterince anlatamıyoruz, onca emek ve zaman harcanarak yapılan işler belki de bu yüzden hak ettiği değeri görmüyor. Ancak daha önemlisi tabana güven vermeyle ilgili sorunlarımız var. Yapılan olumlu işlerin yeterince anlatılamaması yanında, akçeli işler konusunda ortaya atılan iddialara şeffaf ve ikna edici cevapların verilememesi, seçimlerde yaşanan koltuk pazarlıkları, kısır çekişmeler, aile içi olarak değerlendirilmesi gereken konuların dışarıya büyük kavgalar varmış gibi yansıtılması ve bu nedenle BİRLİK olgusunun yara alması gibi hususlar güven duygusunu zedeliyor.
       Oysa, gözbebeğimiz Türk Eczacıları Birliği’nin adındaki “BİRLİK”kelimesi, üç listenin de en başat seçim sloganı. Seçimler demokrasinin vazgeçilmezi ve seçim yarışları başlı başına bir dinamizm ve yenilenme sebebi. Ancak asıl olan BİRLİK söyleminin seçime yönelik olarak kalmaması, seçimden sonra kazanan kim olursa olsun, onun etrafında sağlanacak güçlü bir birliktelikle mesleğimizin sorunlarına çözüm, meslektaşlarımıza da umut ve güven verilmesi de önceliklerimiz arasında olmalı. 

         Değerli Meslektaşlarım, 

        Seçimi değil yarınları kazanmak hedefiyle yola çıktık. Bu yolda herkesle amasız ve fakatsız olarak yürümeye hazır olduğumuzu her platformda ifade ettik. Aidiyetlere, inançlara ya da siyasal görüşlere bakmaksızın, liyakat ve yönetim ilkelerinde buluşalım dedik. 
        Mesleğimizi geleceğe taşıyacak, yarınlara umutla bakmamızı sağlayacak bir dönemi gelin hep birlikte kuralım. Bunu başarabileceğimiz inancıyla ve GÜÇ BİRLİK'TE çağrımızı yineleyerek hepinizi saygıyla selamlıyorum.

                                                                                                               ECZ. SEFA KARAARSLAN

                                                                                                                            BAŞKAN

 

AYDIN ECZACI ODASI

AYDIN ECZACI ODASI