Bilimsel eczacılığın bu yıl 169. yılını kutluyoruz. İlk kez 14 Mayıs 1839 tarihinde Mekteb-i Tıbbiye’de Eczacılık sınıfının açılması nedeniyle 1968 yılında alınan bir kararla bu tarih o yıldan beri ‘’Eczacılık günü’’ olarak kutlanmaktadır.
Bu yıl 14 Mayıs Eczacılık bayramında toplumun büyük kesiminin olduğu gibi bizlerde ekonomik gelişme ve daralmaların yarattığı sıkıntılardan etkilenmekteyiz. Özellikle küreselleşmenin her ne pahasına olursa olsun sadece tüketen, hep tüketen tek tip insan modeli yaratma çabaları sağlık sektöründe de kalıcı etkiler bırakmaktadır.Ülkemizin ekonomisi İMF, dış politikası AB/ABD, sosyal yapısı ve geleceği ise AB etkisi altında şekilleniyor. Sermayenin %72 si, bankaların % 51 i, ilaç endüstrisinin ise %70 i yabancı ortakların eline geçmiş durumdadır. İlaç gibi stratejik bir ürünün denetiminin yabancıların eline geçmesini gelecek açısından kaygı verici olarak görüyoruz.
Tüm bu ekonomik olumsuzlukların devamı olarak sürmekte olan ilaç fiyat düşüşleri ile birlikte gerçekleşmekte olan bedelsiz kamulaştırmalar serbest eczanelerin sıkıntılarını artırmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ilaç fiyat düşüşleri değil, yasa gereği üretici firma tarafından karşılanması gereken raf zararlarının karşılanmıyor oluşudur. Sadece 2007 yılında 51 kez fiyat düşüşleri içeren liste yayımlanmıştır. Bu düşüşler sırasında oluşan zarar çok büyük oranda eczacılar tarafından karşılanmıştır.
Her ne kadar dağılımında dengesizlikler olsa da ülkemizdeki eczacı sayısı yeterli durumdadır. Buna rağmen halen açılmaya devam eden Eczacılık Fakülteleri her yıl yaklaşık 1000 eczacı mezun etmektedir. Üstelik bu fakültelerin bir kısmının sayısal olarak öğretim elemanı eksikliği de söz konusudur.
Kuruluş amacı gereği piyasa yapıcı rol oynaması beklenen Rekabet Kurulu son yıllarda mesleğimizi tehdit eder duruma gelmiştir. Gerek fiyatlandırılması, gerekse içeriğindeki eczacı karı tamamen yasalarla Devlet tarafından belirlenmiş olan ilacın rekabete açılması telafisi çok güç sonuçlar doğurabilecektir. Hiç unutulmamalıdır ki ilaç sosyal bir üründür. İlaçta fiyata dayalı kıran kırana rekabet bu güne kadar deneyen ülkelerin hemen hepsinde geri tepmiştir. Benzeri bir rekabetin olduğu yerli ilaç üretiminin bugün gelmiş olduğu nokta gözler önündedir. Eczacılık Fakültesi son sınıf öğrencilerinin bile yeterli teknik destekle imal edebilecekleri Paracetamol içeren ilaçlar dahi bazı firmalar tarafından yurt dışından ithal edilmekte, bu ilaçlar değişik isimler altında halkımıza ve Sosyal Güvenlik Kurumlarına yüksek fiyatla satılmaktadır.
Yıllardır ilaçta reklam serbestinin sağlanmaya çalışılması da ülkemiz gerçeklerine uymayan bir başka olgudur. Tamamen daha fazla ilacın tüketilmesi ve reklam pazarında büyüme sağlamayı amaçlayan bu denemeler bir çok insanımızın gereksiz ilaç kullanımıyla sınırlı kalmayıp sağlık bakımından tehlikeli sonuçlar doğurabilecektir.
Tüm bu olumsuzlukların sürmesi durumunda eczanelerin giderek artan bir hızda kapanması söz konusu olacak, var olanların ise yeterli kalitede bir sağlık hizmeti vermesi imkansız hale gelecektir. Bu sorunlar kamuoyunca eczacıların bir kazanç azalması sorunu olarak algılanmamalı, sosyal ve stratejik bir kuruluş olan eczanelerin gelecekte de var olabilmesini engelleyen sorunlar olarak algılanmalıdır. Çabalarımızın tamamı, günde 10-12 saat çalışarak ülke sağlığına hizmet ederken, vazgeçilemez ve ertelenemez bir ürün olan ilacın her zaman ulaşılabilir ve ucuz temini içindir.
Sorunlarımızı ve ilaç-eczacılık alanında yaşanan gelişmeleri siz değerli basın mensuplarının aracılığıyla kamuoyunun bilgisine sunarken tüm meslektaşlarımın 14 Mayıs eczacılık bayramlarını kutluyorum….
Ecz. S.Bahri ERKURT
Aydın Eczacı Odası Bşk.

BAŞKANIMIZ ECZ.SEFA KARAARSLAN'IN TEB 45. OLAĞAN BÜYÜK KONGRE TOPLANTI...
