13.03.2010
BASIN AÇIKLAMASI
Değerli Basın Mensupları,
14 Mart Tıp Bayramı’nın 89 uncu yılında ne yazık ki, sağlık hizmet sunumunun hemen her basamağında yaşanan belirsizlikler ve krizin gölgesindeyiz.
Sağlık alanında yaşananlar, tüm sağlık emekçileri gibi, bizleri ve hekimleri de neredeyse hizmet veremez duruma getirmiştir. Aile Hekimliği, Performansa Dayalı Ödeme ve Tam Gün Yasasıyla oluşturulan yeni çalışma sistemi ve son olarak Kamu Hastaneleri Birliği Yasası ile oluşturulmak istenen süreç; halk sağlığını parayla ilişkilendiren ve hatta parayla ölçmeye dayalı bir anlayışın ürünüdür. Diğer yandan, birinci basamak sağlık hizmetlerinden dahi muayene ücreti almak ve muayene ücretlerini her geçen yıl yükselterek bu amaçla tasarruf yapmayı hedeflemek de yine aynı anlayışın ürünüdür.
Değerli Basın Mensupları,
Tüm itirazlara rağmen, Meclis’te kabul edilen Tam Gün Yasası’nın özellikle hekimlerimiz üzerindeki olumsuz etkilerini biliyoruz. Günlük çalışma süreleri 18 saatlere kadar çıkan, çalışma alanları kısıtlanan, fabrika-üretim mantığıyla hasta muayenesine zorlanan, performansa dayalı sistem içinde sürekli izlenen hekimlerimizin sesine kulak verilmesi gerekiyor. Hekimlerimizin ve diğer sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili acil düzenlemeler yapılmazsa, sistemin kısa zamanda iflas edeceği; etmese de kapanması zor yaralar açacağı bilinmelidir. Çünkü kamu sağlık hizmetleri bütünüyle tasfiye olacak, sağlık piyasanın insafına bırakılarak ticarileşecek, hastalar birer müşteri haline dönüşecek, muayene süreleri azalacak, çalışanların iş güvencesi ortadan kalkacak, hekim emeği ucuzlatılacak, mesleki-etik değerlerin erozyonu kaçınılmaz olacaktır.
Aynı biçimde, Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı da kabul edilirse, tıpkı Tam Gün Yasası gibi; hastaneler ve dolayısıyla sağlık alanı, şirket, fabrika mantığıyla yönetilecek. İş güvencesinden yoksun hekim, hemşire, eczacı, sağlık memuru, sağlık teknisyeni ve diğer personelin sunacağı sağlık hizmetinin kalitesi de düşecektir.
Biz sağlıkçıların, sağlık harcamalarını kısmaya çalışan ve bütçe açığını sağlıktan tasarruf ederek kapatmayı hedefleyen böylesi bir politikayı desteklemesi mümkün değildir. Çünkü, sağlıkta tasarruf, sağlıktan tasarruf edilerek gerçekleştirilemez.
Bizler, artık taleplerin sıralandığı, sorunların tartışıldığı 14 Mart’lar, 14 Mayıs’lar istemiyoruz. İş güvenliği kaygısı olmadan, karamsar bir resmin parçası olmadan yaşayacağımız Tıp Bayramlarında, Eczacılık Bayramlarında, sadece hastalarımıza hizmet vermek ve mesleğimizi onurumuzla sürdürmek istiyoruz.
Bu vesileyle, Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti olarak, değerli hekimlerimizin 14 Mart Tıp Bayramını bir kez daha kutluyor; mevcut sorunlarının talepleri doğrultusunda çözümlenmesini temenni ediyor; bir an önce, önceliği eşitlik ve adalet olan, insan haklarına saygılı, toplum sağlığını düşünen bir sağlık hizmet sunumu anlayışına kavuşmayı umuyoruz.
TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ MERKEZ HEYETİ

BAŞKANIMIZ ECZ.SEFA KARAARSLAN'IN TEB 45. OLAĞAN BÜYÜK KONGRE TOPLANTI...
